Türkiye neredeyse ışık hızında gündemi değişen bir ülke oldu. Artık bir günde bir kaç gündemi takip etmek ve tartışmak zorunda kalıyor ya da bırakılıyoruz. Geçtiğimiz hafta "bahar" rüzgârlarının estiği ülkelere gezideydi başbakan. Nasıl alâu valâ ile karşılandığı tüm gün ekranlarda ve elbette gazete manşetlerindeydi. Hatta gittiği ülkelerde bir "bahar" esintisi de kendisi yaratmak isteyerek sürekli yerden yere vurduğu 82 anayasasındaki lâiklik tanımını yaparak Araplar' ın lâik bir anayasa yapması gerektiğini öneriyordu.
Ülkende lâik rejimi yıkmanın odağı ol, git Araplar'a lâik rejim öner... Eyy BOP sen ne büyüksün! Arap liderlerin buna tepkisi bir başka yazı konusu. Arap ülkelerinde güzel "bahar" esintileri içinde dolaşıp öğütler verirken birden ortaya bir kaset skandalı daha çıktı.
Yok, Ergenekon değil! Generaller de değil dinlenen... MİT ile PKK 'nın Öcalan' dan sonra gelen ismi Mustafa Karası ve PKK Avrupa sorumlusu Zübeyir Aydar' ın 5. kez olduğu konuşmalardan anlaşılan görüşmeleri. Birde İngiliz olduğu düşünülen koordinatör ülke temsilcisi var.
Kafanız mı karıştı?
Referandum öncesi, seçim öncesi Başbakan ve takımı, Muhalefet, Silivri, PKK ilişkisi olduğunu "kimler kimlerle aynı tarafta görüyorsunuz değil mi" diyerek ima etmiş ve oy almıştı. Hatta PKK' yı Ergenekon' un kurdurduğu ve yönettiğini söyleyecek kadar ileri gidiyordu medyası. Şimdi bu kasetten öğreniyoruz ki Başbakan özel temsilcisini gönderecek kadar yakın temastaymış. Temasıda kimseye bırakmamış meğer. Asıl kimler kimlerle görüşüyormuş görüyorsunuz değil mi?
MİT yetkililerinin konuşmalarından anlaşılıyor ki, PKK ile güven tazeleme yolunda tölerans ve iyi niyet gösterilmiş, bunun sonucu olarak PKK şehirlere kadar her yeri bomba ile doldurmuş ve bunu da MİT-AKP biliyormuş. Ayrıca "sırf PKK ya verilen bir takım sözlerin tutulması adına" Habur' da hukukun yerle bir edildiği itirafını da öğreniyoruz konuşmalardan.
PKK-MİT "müzakere" kasetinin ortaya çıkmasına, toplumdaki tepkisizlikte eklenince iktidarın Ergenekon, Balyoz operasyonlarını neden yaptığı net ortaya çıktı. Toplum mühendisliğinin en ağırı ve şiddetlisi kasetteki, " talepler arasında Öcalan'ın serbest bırakılmasından yeni anayasaya kadar geniş bir skala var. Bunların 3-5 ayda yapılması imkânsız. Toplumun hazırlanması gerekir" cümlelerinde görülüyor.
Türkiye' nin sürekli artan ağır bir psikolojik savaş yaşadığını vurgularken tam da muhalefetin karşı psikolojik savaşa geçmesi için çıkmış fırsatı kullanmayıp "görüşülmüş olması değil, yalan söylenmiş olması önemlidir" demesi ilginçtir. Yalan söylenmiş olması elbette önemlidir ancak çok daha önemlisi konuşmaların içeriğinin deşifre edilerek şehitlerimizin kanı pahasına kimin kimlerle hangi pazarlık içine girdiği, bu pazarlıktan şimdiye kadar ülkenin ne kazanıp ne kaybettiğinin toplum nezdinde ortaya konmasıdır.
Sürekli Başbakanın belirlediği gündemleri tartışmaktan yoruldu bu ülke, bu insanlar. Alın size gündem.
Sesim duyuluyor mu!?
Ülkende lâik rejimi yıkmanın odağı ol, git Araplar'a lâik rejim öner... Eyy BOP sen ne büyüksün! Arap liderlerin buna tepkisi bir başka yazı konusu. Arap ülkelerinde güzel "bahar" esintileri içinde dolaşıp öğütler verirken birden ortaya bir kaset skandalı daha çıktı.
Yok, Ergenekon değil! Generaller de değil dinlenen... MİT ile PKK 'nın Öcalan' dan sonra gelen ismi Mustafa Karası ve PKK Avrupa sorumlusu Zübeyir Aydar' ın 5. kez olduğu konuşmalardan anlaşılan görüşmeleri. Birde İngiliz olduğu düşünülen koordinatör ülke temsilcisi var.
Kafanız mı karıştı?
Referandum öncesi, seçim öncesi Başbakan ve takımı, Muhalefet, Silivri, PKK ilişkisi olduğunu "kimler kimlerle aynı tarafta görüyorsunuz değil mi" diyerek ima etmiş ve oy almıştı. Hatta PKK' yı Ergenekon' un kurdurduğu ve yönettiğini söyleyecek kadar ileri gidiyordu medyası. Şimdi bu kasetten öğreniyoruz ki Başbakan özel temsilcisini gönderecek kadar yakın temastaymış. Temasıda kimseye bırakmamış meğer. Asıl kimler kimlerle görüşüyormuş görüyorsunuz değil mi?
MİT yetkililerinin konuşmalarından anlaşılıyor ki, PKK ile güven tazeleme yolunda tölerans ve iyi niyet gösterilmiş, bunun sonucu olarak PKK şehirlere kadar her yeri bomba ile doldurmuş ve bunu da MİT-AKP biliyormuş. Ayrıca "sırf PKK ya verilen bir takım sözlerin tutulması adına" Habur' da hukukun yerle bir edildiği itirafını da öğreniyoruz konuşmalardan.
PKK-MİT "müzakere" kasetinin ortaya çıkmasına, toplumdaki tepkisizlikte eklenince iktidarın Ergenekon, Balyoz operasyonlarını neden yaptığı net ortaya çıktı. Toplum mühendisliğinin en ağırı ve şiddetlisi kasetteki, " talepler arasında Öcalan'ın serbest bırakılmasından yeni anayasaya kadar geniş bir skala var. Bunların 3-5 ayda yapılması imkânsız. Toplumun hazırlanması gerekir" cümlelerinde görülüyor.
Türkiye' nin sürekli artan ağır bir psikolojik savaş yaşadığını vurgularken tam da muhalefetin karşı psikolojik savaşa geçmesi için çıkmış fırsatı kullanmayıp "görüşülmüş olması değil, yalan söylenmiş olması önemlidir" demesi ilginçtir. Yalan söylenmiş olması elbette önemlidir ancak çok daha önemlisi konuşmaların içeriğinin deşifre edilerek şehitlerimizin kanı pahasına kimin kimlerle hangi pazarlık içine girdiği, bu pazarlıktan şimdiye kadar ülkenin ne kazanıp ne kaybettiğinin toplum nezdinde ortaya konmasıdır.
Sürekli Başbakanın belirlediği gündemleri tartışmaktan yoruldu bu ülke, bu insanlar. Alın size gündem.
Sesim duyuluyor mu!?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder