Epeydir şu "koyun gütme" sanatını yazmak istiyordum. Hatılayacaksınız, bütçe görüşmelerinde kürsüye çıkan başbakan, yine "öfke sanatını" konuşturarak "hayatında üç-beş koyun güdemeyenler devlet yönetemez" sözünü tekrar etmişti. Başbakanın "öfke sanatını" kullanmakta ne kadar usta olduğunu geçmişte sarf ettiği sözlerinden biliyoruz; "Artistik yapma lan! Al ananı da git. Askerlik yan gelip yatma yeri değildir. Senin oğlun da çalışıvermesin! Paraları verirken bana mı sordunuz? Sahtekâr! Her üniversite bitiren iş bulacak diye bir kaide yok. Cibilliyetsizler!". Ne sanat ama!...
Şehitlerimize "kelle" diyen başbakan, "koyun gütmeyi bilmeyen devlet yönetemez" diyerek koyun gütme ile devlet yönetimini eş değer gördüğünü ortaya koyuyor. Kendisinin koyun gütmeyi çok iyi bildiğinden olacak(!) devleti de iyi yönettiğini iddia ediyor ve bununla övünüyor. Kelle, Koyun... Ülke 75 milyonluk "koyun" sürüsü olarak mı görülüyor başbakanın zihninde. "Ceketimi koysam seçimi kazanırım" zihniyeti farklı mıydı? Neyse, biraz detaya girip "koyun gütme" sanatını yani başbakanın zihninde devleti yönetmenin sırrını anlamaya çalışalım.
Çoban, sabah erken saatlerde koyunları ahırdan alır, yüksek tonda anlaşılmaz sesler çıkartarak, kimi zaman hafif ya da sert bir şekilde sopayla vurarak (insafına kalmış), sürüden ayrılmalarına engel olacak davranışlarda bulunur, varılması istenen "eksene" doğru yönlendirir. Burada "eksen" otlaktır. Koyunlar arasında azıcık bir huzursuzluk çıktı mı, biraz sinirli meleme sesleri arttı mı bizim çoban sarılır kavalına. Kavalın sesi sürüdeki huzursuzluğu yatıştırır, sürüden ayrılmayı düşünenleri sakinleştirerek yerlerinde kalmalarını sağlar. Böylece Çobanın işi kolaylaşır. Aslında çobanın işinin zor olan kısmı, koyunları düşünülen "eksene" götürene kadardır. İstenen yere gelindi mi değmeyin keyfine! Bütün gün sırt üstü "yan gelip yatar". Öyle güzeldir ki "yan gelip yatmak" bazen karanlığa bile kaldığı olur(!) Akşam hava karardığında yine aynı yöntemleri kullanarak koyunları ahırlarına geri getirir. İşte koyun böyle güdülüyor. Devleti ve 75 milyonu bu şekilde mi yönettiğini; Ve iyi yönettiğini düşünmektedir başbakan?
Uygulanan politikalardan rahatsız kimilerine yargı sopası, kimilerine vergi sopası, polis sopası, kriz olur haa sopası!, Geri kalanlarada kavalın neşeli müziği eşliğinde "AB' ye girdik, dünya da saygınlığımız arttı, bölge gücü olduk" şeklinde ninni gibi nağmeler. Kavaldan çıkan sesler daha bir heyecanlı çalmaya başlar sonra; "vanmünüt! Bi daha da Davos'a gelmem, son Osmanlı Padişahı". Duygulu nağmeler olmadan olur mu? Kâh Gazze Fatihi eşliğinde, kâh 1980 darbesinde idam edilen bir gencin mektubunu okuyarak grupça yakılan ağıtlar ve dökülen gözyaşları...
Sayın başbakana birileri, mümkünse öfkesini kabartmayacak birileri devlet yönetmenin koyun gütmekle eş değer olmadığını, bütçenin koyunların yem bütçesi olmadığını, hele halkın hiç mi hiç etinden, sütünden, derisinden, yağından, faydalanılacak "koyun" olmadığını ve öyle görülemeyeceğini anlatmalı! Birileri anlatmazsa yakında halk anlatacak.
Sayın başbakan, halkın aklıyla bu kadar dalga geçmeyiniz. Keser döner sap döner, bir gün hesap döner. Aklıyla oynadığınız halk, gün gelir aklınızla oynayıverir!!!
Karamanın koyunu(!) sonra çıkar oyunu!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder