22 Şubat 2011 Salı

Afiyet olsun!

"Yetmez ama evet" dedi Türkiyem daha çok demokrasi, daha çok özgürlükler için. Başbakanımızda, yetmeeez! "ileri demokrasiye" geçiyoruz" dedi...Dedirtenlerde  diyenlerde  mutlu mu, mutlu. İktidar halkı kandırıyor dedikçe muhalefet, tüm yağlı basın tarafından içe kapanmacı, ,özgürlüklere karşı olarak gösterilmiyor muydu? Dedik halk aldanmaz. "Aldatan ,aldanan olmayacağız" diyen iktidarımız var ya! Belki biz yanılıyoruzdur.

Bu defa darbeciler yargılanacak diye "evet" diyenler koşa koşa, İnanarak, huzurla  gittiler dava açmaya.
Mahkeme "görevsizlik" kararıyla dosyayı  Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderdi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı dava açılsın derse Evren yargılanabilecek - miş(!) Savcılıklara koşanlar daha ilk adımlarında hayal kırıklığına uğradılar. Bütçe görüşmeleri sırasında ise  yapılan yasa değişikliği ile Cumhurbaşkanlarının maaşına zam yapılarak 11 bin 400 lira olan Evren'in maaşı 12 bin 300 liraya   çıkıverdi. Bizde hesap sorma böyle olur dedirtecek cinsten!
HSYK üyelerine "demokrasi " adına kükreyenlerden,  "savcı" lığa soyunanlardan, meclis konuşmasında hesap sorulacağını, öldürülen ülkücü bir gencin  mektubunu ağlayarak yarısını okuyan, halkı inandırmaya çalışanlardan  tık yok.
Referandum günlerinde "evet" dedirtmek için günlerce "darbeciler artık yargılanabilecek, hesap sorulacak" diye yazan, konuşan, günlerce programlar yapan  basında, medyada çoktan  unuttu, unutturdu darbecilerin neden yargılanamadığını...Yargılanmayacaklarını!

Başbakanı protesto eden öğrencilere polisin müdahelesinde ise tam anlamıyla "ileri demokrasi" nin  ne menem bir şey olduğunu açık seçik gördük. İstanbul Emniyet Müdürü Çapkın, aşırı güç kullanıldığı şeklindeki soruları, " Her ne kadar üzülsek bile demokratik haklarını kullanırken herkes yasalara riayet etmek zorundadır." şeklinde cevapladı. Slogan atma haricinde, molotof atmayan,  ellerinde silah olmayan, yakıp yıkmayan,  askere-polise saldırmayan  öğrenciler...Gençler...Geleceğimiz... Ne yapmışlardı da polis tarafından dövülerek, gaz sıkılarak müdahelede bulunulmuştu? "Vurmayın !hamileyim!" diye bağırmasına, yalvarmasına rağmen genç kadın, hangi suçu sebebiyle doğmamış bebeğinin  tekmeler sonucu karnında öldürülmesini hak etmişti?

"Büyük ümitlerle yolladığınız çocuğunuza maddi, manevi her şeyi sağlıyorsunuz. Ancak oğlunuz eylemlere katılıyor. Çocuğunuza sahip çıkın " diye yazan mektuplar da gönderilmeye başlandı öğrenci ailelerine. Protestoya katılan öğrencilerin adres bilgilerine nasıl ulaşıldı? İyi bir üniversite-polis işbirliği örneği. Hani referandumda evet den sonra kişisel bilgi güvenliğinin sağlanması daha güçlü işleyecekti? "Her üniversite bitiren iş bulacak diye bir kaide yok. Senin oğlunda iş buluvermeyiversin" diyen zihniyet, iş bulma garantisi olmayan  üniversite öğrencilerini dövdü. Tekme tokat, bayıltana, karnında bebeğini öldürene kadar.
"İleri demokrasi" nin ne olduğunu çok iyi anlamış olduk. Başbakan, bakanları, politikaları dışında her şeyin  ve her kesin protesto edilebilmesi  özgürlüğü. Anlama zorluğu çekenlerimize anlayana kadar örnekleri sergilenecek gibi görünüyor.

Vatandaşa öfkeli demokrasi, işçiye , sulu, gazlı demokrasi, öğrenciye,  dayaklı, gazlı demokrasi, terör propagandası yapanlara, bayrağa, ülkeye sövenlere, Habur'a   seyirci demokrasi...

Ortaya karışık, soslu "ileri demokrasi." Yemek isteyenlere afiyet olsun!