Bir yakınımın sağlık sorunu sebebiyle Türkiye' deydim. Bu arada küçük çaplı bir istatistik yapma şansım oldu. Konuştuğum kişilerden çıkardığım sonuç genellikle CHP, MHP' ye oy verecekleriydi. Hatta "AKP gitsin de kim gelirse gelsin" diyenleri duydum. Ancak beni şaşırtan, oy vermeyecek olsalar da AKP' nin kazanacağını söylemeleri.
Neden böyle düşünüyorsunuz diye sorduğumda; İktidarın yaygın medya, iletişim araçlarını ve devlet imkânlarını kullanarak istediğine halkı inandırdığını söylediler. Tabii birde bilgisayarlı seçimin güvenliğine hiç mi hiç inanmıyorlar. YGS' de yaşanan şifre olaylarının güvensizliklerine tuz biber olduğu kesin. Her ne kadar iktidar "tatmin" olsa da halkı tatmin edemedi.
Bugün üzerinde durmak istediğim AKP' nin kazanacağı konusunda insanlarda ki karamsarlık. Elbette bu karamsarlık moral motivasyonu fazlasıyla düşürebilir. Bununda sandığa yansımaması beklenemez. Muhalefetin birincil olarak üzerinde durması gereken konu kafalardaki bu karamsarlığı yıkmak, iktidar imkân ve olanakları ne olursa olsun halkın karşısında hiç bir gücün duramayacağı inancını yükseltmek olmalı.
Önce parti inanmalı ki, CHP yönetiminde bu inanç ve azim görülüyor. Teşkilatlarıyla birlikte halkıda inandırmalı. İnanç, motivasyonu tetikleyici önemli bir unsur. Sadece yönetim kadrosunun çabasıyla iktidar olunamayacağı bilinmeli. Moral-motivasyon ve elbette sandık güvenliği en büyük rakip ve seçimin kaderini belirleyici hayati iki konu.
Fayda sağlayacağına inandığım, toplum ve siyaset psikolojisi konusunda uzmanlarla çalışmanın önemine hâlâ inanıyorum. Siyaset bir algı ise, ki öyle. Neyin, nasıl söyleneceği, tavırlara hatta mimiklere kadar dikkat çekerken başarıya inanma duygusunu yükselten bir yol haritası belirlemek en doğru strateji olacaktır. Önce inanmak, dikkat çekmek ve inandırmak. Bana göre iktidar olmanın üç kuralı.
Umarım üç kural unutulmadan çalışmalar yürütülür.
13 Haziran' da sıcak ve aydınlık bir yaza merhaba demek arzusuyla tüm adaylara başarılar.
Neden böyle düşünüyorsunuz diye sorduğumda; İktidarın yaygın medya, iletişim araçlarını ve devlet imkânlarını kullanarak istediğine halkı inandırdığını söylediler. Tabii birde bilgisayarlı seçimin güvenliğine hiç mi hiç inanmıyorlar. YGS' de yaşanan şifre olaylarının güvensizliklerine tuz biber olduğu kesin. Her ne kadar iktidar "tatmin" olsa da halkı tatmin edemedi.
Bugün üzerinde durmak istediğim AKP' nin kazanacağı konusunda insanlarda ki karamsarlık. Elbette bu karamsarlık moral motivasyonu fazlasıyla düşürebilir. Bununda sandığa yansımaması beklenemez. Muhalefetin birincil olarak üzerinde durması gereken konu kafalardaki bu karamsarlığı yıkmak, iktidar imkân ve olanakları ne olursa olsun halkın karşısında hiç bir gücün duramayacağı inancını yükseltmek olmalı.
Önce parti inanmalı ki, CHP yönetiminde bu inanç ve azim görülüyor. Teşkilatlarıyla birlikte halkıda inandırmalı. İnanç, motivasyonu tetikleyici önemli bir unsur. Sadece yönetim kadrosunun çabasıyla iktidar olunamayacağı bilinmeli. Moral-motivasyon ve elbette sandık güvenliği en büyük rakip ve seçimin kaderini belirleyici hayati iki konu.
Fayda sağlayacağına inandığım, toplum ve siyaset psikolojisi konusunda uzmanlarla çalışmanın önemine hâlâ inanıyorum. Siyaset bir algı ise, ki öyle. Neyin, nasıl söyleneceği, tavırlara hatta mimiklere kadar dikkat çekerken başarıya inanma duygusunu yükselten bir yol haritası belirlemek en doğru strateji olacaktır. Önce inanmak, dikkat çekmek ve inandırmak. Bana göre iktidar olmanın üç kuralı.
Umarım üç kural unutulmadan çalışmalar yürütülür.
13 Haziran' da sıcak ve aydınlık bir yaza merhaba demek arzusuyla tüm adaylara başarılar.