Ergenekon' la başlayan "darbe" süreci sonunda, Genel Kurmay eski başkanı İlker Başbuğ' a uzandı ve tutuklandı. Suçlu muydu değil miydi, yargı, hukuk, demokrasi, otokrasi gibi kayıkçı kavgası tartışmalarına girmeyeceğim. Büyük fotoğrafa bakmak gerektiğini söylerim her zaman. O fotoğrafta sorunun gerçekte, ABD politikaları ile Atatürkçü, ulusal düşüncede olan herkes arasında olduğu açıkça görülüyor.
Henri Barkey, 26 Mart 2003 tarihli " dehşetle flört" başlığını verdiği analizinde; TSK' nın ABD' nin Irak'taki politikalarına karşı çıktığını, ABD' nin Irak' ta Türkiye' ye tehtid olacak gelişmeleri planladığına inandıklarını, 1 Mart tezkeresinin sonucunun ne olursa olsun, PKK terörü ve olası karışıklıktan Türkmenleri korumak için Irak' ın Kuzey' ine gireceklerini sürekli söylediklerini, TSK' nın Irak'a girmesinin ABD nin çıkarları için "dehşet" olacağını yazıyor.
Barkey analizini, ABD için en iyisinin Saddamı mümkün olduğunca çabuk devirmek, TSK nında Irak'a girmesinin engellenmesi olacağıyla bitiriyor. TSK' ya, elinde tezkere olduğu halde kim neden vermedi?
Yine 2003 tarihli ABD büyükelçisi Pearson' un merkezine geçtiği ve Wikileaks' ın yayınladığı notta, TSK' nın bölge politikalarında Ulusalcı, Avrasyacı ve Atlantikçi olarak bölündüğü, bölünmenin şimdiye kadar bu kadar sert olmadığını belirtiyor. Daha o tarihte TSK nın üst rütbeli komutanları, isimleri tek tek ve hangi düşüncede oldukları bilgi olarak verilmiş. Ne ilginçtir ki 2003' te Ulusalcı, Avrasyacı, ne olursa olsun TSK kendi güvenliği için Irak'a girecek diyen kuvvet komutanları, üst rütbeli generaller yıllar sonra "Balyoz" soruşturmasından tutuklandılar. Belgede adı geçipte tutuklanmayan iki kişi var. Hilmi Özkök ve Yaşar Büyükanıt...Özkök' ü, Pearson' un sınıflandırmasına göre "Atlantikçi" oluşu, Büyükanıt' ı da Dolmabahçe'de gösterilen belge sonucu varılan anlaşma mı kurtardı diye düşünmeden edemiyor insan!
Pearson' un ABD' ye geçtiği bilgi notunun başka bir yerinde ise iktidarın o dönem ikinci adamı! büyükelçiye TSK' yı şikâyet ederken görülüyor. Başka bir yerinde TSK' da, Sivil toplum kuruluşlarında, medya, basında mutlaka korunması gereken kişi ve bağlı oldukları kurumlar çarpı işaretiyle gizlenerek verilmiş.
Hâlâ Silivri, Hasdal' da darbe planlarının soruşturulduğu duruşmaların yapıldığını sanmaya devam edip, "hukuk çözer" mi diyeceğiz?
Hâlâ demokrasiydi, hukuktu, değildi, darbecileri yargılıyoruz, yargılamıyoruz gibi kayıkçı kavgalarını sürdürecek miyiz?
Yoksa Tüm bu gerçeklerle büyük fotoğrafı korkusuzca konuşabilecek miyiz?
Fotoğrafı, oyun kurucuları, sebepleriyle konuşabildiğimiz gün, daha demokrat, daha özgür, geçmişle ve suçlarıyla gerçekten yüzleşmiş olacağız emin olun.
Henri Barkey, 26 Mart 2003 tarihli " dehşetle flört" başlığını verdiği analizinde; TSK' nın ABD' nin Irak'taki politikalarına karşı çıktığını, ABD' nin Irak' ta Türkiye' ye tehtid olacak gelişmeleri planladığına inandıklarını, 1 Mart tezkeresinin sonucunun ne olursa olsun, PKK terörü ve olası karışıklıktan Türkmenleri korumak için Irak' ın Kuzey' ine gireceklerini sürekli söylediklerini, TSK' nın Irak'a girmesinin ABD nin çıkarları için "dehşet" olacağını yazıyor.
Barkey analizini, ABD için en iyisinin Saddamı mümkün olduğunca çabuk devirmek, TSK nında Irak'a girmesinin engellenmesi olacağıyla bitiriyor. TSK' ya, elinde tezkere olduğu halde kim neden vermedi?
Yine 2003 tarihli ABD büyükelçisi Pearson' un merkezine geçtiği ve Wikileaks' ın yayınladığı notta, TSK' nın bölge politikalarında Ulusalcı, Avrasyacı ve Atlantikçi olarak bölündüğü, bölünmenin şimdiye kadar bu kadar sert olmadığını belirtiyor. Daha o tarihte TSK nın üst rütbeli komutanları, isimleri tek tek ve hangi düşüncede oldukları bilgi olarak verilmiş. Ne ilginçtir ki 2003' te Ulusalcı, Avrasyacı, ne olursa olsun TSK kendi güvenliği için Irak'a girecek diyen kuvvet komutanları, üst rütbeli generaller yıllar sonra "Balyoz" soruşturmasından tutuklandılar. Belgede adı geçipte tutuklanmayan iki kişi var. Hilmi Özkök ve Yaşar Büyükanıt...Özkök' ü, Pearson' un sınıflandırmasına göre "Atlantikçi" oluşu, Büyükanıt' ı da Dolmabahçe'de gösterilen belge sonucu varılan anlaşma mı kurtardı diye düşünmeden edemiyor insan!
Pearson' un ABD' ye geçtiği bilgi notunun başka bir yerinde ise iktidarın o dönem ikinci adamı! büyükelçiye TSK' yı şikâyet ederken görülüyor. Başka bir yerinde TSK' da, Sivil toplum kuruluşlarında, medya, basında mutlaka korunması gereken kişi ve bağlı oldukları kurumlar çarpı işaretiyle gizlenerek verilmiş.
Hâlâ Silivri, Hasdal' da darbe planlarının soruşturulduğu duruşmaların yapıldığını sanmaya devam edip, "hukuk çözer" mi diyeceğiz?
Hâlâ demokrasiydi, hukuktu, değildi, darbecileri yargılıyoruz, yargılamıyoruz gibi kayıkçı kavgalarını sürdürecek miyiz?
Yoksa Tüm bu gerçeklerle büyük fotoğrafı korkusuzca konuşabilecek miyiz?
Fotoğrafı, oyun kurucuları, sebepleriyle konuşabildiğimiz gün, daha demokrat, daha özgür, geçmişle ve suçlarıyla gerçekten yüzleşmiş olacağız emin olun.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder