Başbakan ve partisi sürekli idam cezasının üçlü koalisyon tarafından
kaldırıldığını söyleye geldi bu güne. Bu yanlış algılatmanın düzeltilememesi sonucu meydanlarda rahatça ip atma oyunu oynanabildi.
Bu günde tekrar idam cezası
gündeme getirilerek siyasi çıkar elde edilmeye çalışılıyor. Ancak önce bir şeyi düzeltelim. Sonra kim kime ip atarsa atsın...
İstanbul Barosu’nun hazırladığı
“Türkiye’de ölüm cezasının kaldrılma süreci ve AB’nin sürece katkısı” isimli
raporda;
03.10. 2001 yılında 4709 sayılı
kanunla Anayasa’da yapılan düzenlemeyle “savaş, savaş tehdidi ve terör suçları”
halleri dışında ölüm cezası verilemeyeceği öngörülmüştür. Türkiye, 2003 yılında
(AKP) ise “savaş zamanı, yakın savaş tehdidi” dışında ölüm cezasını kaldıran
AİHM 6. No.lu protokolü imzaladı (AB 2003te ölüm cezasının her koşulda
kaldırılmasına ilişkin 13 No.lu protokolü yürürlüğe koymuştur.)
2004 yılında, 5170 sayılı kanunla
ölüm cezası ve ilişkili ifadeler Anayasa’dan tümden çıkarılmıştır. İlgili meclis
tutanağı; http://www.tbmm.gov.tr/kanunlar/k5218.html
2004’de AKP iktidarının imzaladığı
“ölüm cezasının her koşulda kaldırılmasına” ilişkin 13 No.lu AİHM protokolünün
onaylanması işlemleri 2006’da tamamlanmış ve yürürlüğe konmuştur. Bu konuyla
ilgili Wikipedia’ da özetle idam cezası, 2002’de “savaş, çok yakın savaş
tehdidi, terör suçları” halleri dışındaki suçlar, 2006’ da tüm suçlardan
kaldırılmıştır denmektedir. http://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrkiye'de_idam_cezas%C4%B1
Anladışılan o ki; 2003 öncesi “savaş
ve terör suçları” kapsam dışında bırakılan idam cezası, terör sona erince
tamamen kaldırılması düşünülmüş ama o zamana kadar bir koz olarak tutulmak
istenmiş. Bu kozun o dönemler işe yaradığı, İmra’lı görüşmelerinin “bana şans
verilsin, bir yıl içinde bu işi bitiririm, silahları bıraktırırım” gibi tedirgin
açıklamalarından anlaşılıyor. İmralı mahkemesinin AİHM’e taşınması, koalisyon
iktidarının yıkılması, AKP’nin iktidar olması, AB ve idamın tümden kaldırılması
süreciyle İmralı ve PKK’ya karşı kullanılması düşünülen koz! ortadan kalkmış.
Sonrası; ABD’nin Irak işgalinin duruma yeni ve farklı bir boyut eklemesi, AKP
iktidarın işgalde aldığı tutum, müzakere, İmralı’ nın cesaretlenerek “durumum
düzeltilmezse topyekun savaş çıkar” gibi tehditkâr açıklamaları, terörün tekrar
azma sürecine girişi... son olarakda Suriye politikası elbette. Geldiğimiz nokta
İmralı’nın serbestisi, özerk bir yönetim talebi...
AKP iktidarı ile birlikte AB
sürecine girilmesi pek çok şeyde olduğu gibi, idamında adım adım
hissettirilmeden tüm suçlardan! kaldırılmasına sebep olmuştur. Mecliste bunun
adımları atılırken medya önceleri Irak’ın işgaline odaklanmış sonrasında
bilinçli olarak sabah akşam “AB’ye girdik, gireceğiz” rüyaları gördürmüştür
herkese.
Yine uygulanmamak kaydıyla" terör ve savaş suçları” için idam cezası kalmış olsa ve bir
koz olarak tutulmaya devam edilseydi, AB süreci, Irak işgali, terörle müzakere, Suriye siyaseti farklı yönetilseydi bu gün hangi noktada olabileceğimiz konusu ciddi bir şekilde düşünülmeli, sorgulanmalı, tartışılmalı...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder