Eş zamanlı olarak İsrail İran konusunu, Türkiye iktidarı Suriye konusunu yükseltiyor her iki ülkede ABD’nin liderlik yapmasını istiyordu. Obama yönetiminin seçim öncesi hiç bir operasyona girişmek istememesi anlaşılır bir durum olmakla beraber İsrail’in erken bir hareketeni engellemek için seçim sonrasına bir takım sözler verildiği biliniyor. Ve sanırım bu sözlerin uygulandığı hızlı bir süreç yaşıyoruz.
İsrail’in Gazze’yi bombalamasıyla başbakan yine İsrail’i sözde sert sözlerle eleştirdi, AKP sözcüleri ateşkesin gizli mimarı olduklarını söylediler. Öyle ise sözde İsrail karşıtlığının gerçek olmadığının bir kanıtı daha...
Gerçi en büyük kanıtı Kürecik Radarı ve yolda olan Patriotlar!
Derin haber sitesi Debka’ya göre İsrail’in ateşkesi kabul etmesinin arkasındaki sebep Mısır’ın Gazze’ye giden silahların yolunu kesmek için ABD operasyonel birliklerinin Sina’ ya girmesini kabul etmesi. Bu haberi doğrular bir haberde dün güvenlik görevlilerinde dahil olduğu üst düzey İsrail’li yetkili gurubun Mısır’a gitmesiydi. Debka’ya göre abluka kalkmıyor genişliyor. Mücadele Sina’ya yayılıyor. Bu bağlamda Mısır’ın öne çıkarılması ve ateşkesin garantörü yapılması çok anlamlı olsa gerek.
Debka başka bir haberinde, İsrail, Lübnan kıyılarıda dahil olmak üzere İsrail’i izleyen önemli radarlardan birinin (M-1) Suriye’li muhalifler tarafından yok edildiğini bildirerek Suriye’nin İsrail’e bakan gözünün kör edildiği, Patriotların Türkiye’ye gelişini ise ABD önderliğinde NATO müdahelesi başlıyor şeklinde veriyor. Habere göre Patriotlar Kuzeyde Suriye’ nin muhaliflere hava operasyonunu etkisiz hale getirecekmiş. İran’ın “bu bir savaş ilânıdır” demesi boşuna değilmiş...
Bundan sonra Esad rejiminin yukardan Türkiye eliyle, aşağıdan İsrail’le dahada sıkıştırılacağı ve Türkiye için çok tehlikeli hızlı bir süreç başlamıştır. Bu süreçte Arınç’ın “ hiç olmazsa ateşkes için İsrail’le görüşülmeli” sözlerinden hemen sonra İsrail ve Türkiye yetkililerinin diyalog şartlarını görüşmek üzere bir araya geldiklerini öğrendik. Oysa şartlar baştan beri belli, defalarca bizzat başbakan ve Davutoğlu tarafından tekrarlanmıştı. Gazze ablukası kalkacak, tazminat ve özür...Bunlar olmadıkça diyalog söz konusu olmayacaktı. Kapalı kapılar ardında İsrail’le devam eden görüşmeler, gizli! ortak çalışmalar diyalog şartları görüşülüyor adı altında görünür ve kabul edilebilir hale getiriliyor. Deyim yerindeyse “hazmettirliyor”. Oslo’da PKK ile kanın durması için görüştük, şeytanla bile görüşülür denmesine ne kadar benziyor?
İşte bu süreci örtmek için tek bir sunni gündem yetmeyecekti. O yüzden idamla başlayarak, BDP’lierin dokunulmazlığı ve bir diziye kızma muhteşem! kamuflajlar olarak önümüze atılmıştır. Sahi İdamla ilgili sözlerden sonra ne oldu, ağzına alan var mı? Zaten H.Çelik 32. Gün Programında “başbakan toplumda oluşan bir hassasiyeti dile getirdi. İdam gündemimizde yok, çalışmamızda yok” diyerek amacın ne olduğunu açıklamıştı. İdam, dizi ve dokunulmazlık tartışmalarıda bu kapsamda.
Ülke resmen savaşa girerken ülkenin başbakanı bırakın bunları dizi tartışın diyor. Bir diziyi ülkeyi soktuğu siyasi yoldan daha tehlikeli gören zihniyet, kitabıda bombadan daha tehlikeli görmüştü zaten..
İsrail’in Gazze’yi bombalamasıyla başbakan yine İsrail’i sözde sert sözlerle eleştirdi, AKP sözcüleri ateşkesin gizli mimarı olduklarını söylediler. Öyle ise sözde İsrail karşıtlığının gerçek olmadığının bir kanıtı daha...
Gerçi en büyük kanıtı Kürecik Radarı ve yolda olan Patriotlar!
Derin haber sitesi Debka’ya göre İsrail’in ateşkesi kabul etmesinin arkasındaki sebep Mısır’ın Gazze’ye giden silahların yolunu kesmek için ABD operasyonel birliklerinin Sina’ ya girmesini kabul etmesi. Bu haberi doğrular bir haberde dün güvenlik görevlilerinde dahil olduğu üst düzey İsrail’li yetkili gurubun Mısır’a gitmesiydi. Debka’ya göre abluka kalkmıyor genişliyor. Mücadele Sina’ya yayılıyor. Bu bağlamda Mısır’ın öne çıkarılması ve ateşkesin garantörü yapılması çok anlamlı olsa gerek.
Debka başka bir haberinde, İsrail, Lübnan kıyılarıda dahil olmak üzere İsrail’i izleyen önemli radarlardan birinin (M-1) Suriye’li muhalifler tarafından yok edildiğini bildirerek Suriye’nin İsrail’e bakan gözünün kör edildiği, Patriotların Türkiye’ye gelişini ise ABD önderliğinde NATO müdahelesi başlıyor şeklinde veriyor. Habere göre Patriotlar Kuzeyde Suriye’ nin muhaliflere hava operasyonunu etkisiz hale getirecekmiş. İran’ın “bu bir savaş ilânıdır” demesi boşuna değilmiş...
Bundan sonra Esad rejiminin yukardan Türkiye eliyle, aşağıdan İsrail’le dahada sıkıştırılacağı ve Türkiye için çok tehlikeli hızlı bir süreç başlamıştır. Bu süreçte Arınç’ın “ hiç olmazsa ateşkes için İsrail’le görüşülmeli” sözlerinden hemen sonra İsrail ve Türkiye yetkililerinin diyalog şartlarını görüşmek üzere bir araya geldiklerini öğrendik. Oysa şartlar baştan beri belli, defalarca bizzat başbakan ve Davutoğlu tarafından tekrarlanmıştı. Gazze ablukası kalkacak, tazminat ve özür...Bunlar olmadıkça diyalog söz konusu olmayacaktı. Kapalı kapılar ardında İsrail’le devam eden görüşmeler, gizli! ortak çalışmalar diyalog şartları görüşülüyor adı altında görünür ve kabul edilebilir hale getiriliyor. Deyim yerindeyse “hazmettirliyor”. Oslo’da PKK ile kanın durması için görüştük, şeytanla bile görüşülür denmesine ne kadar benziyor?
İşte bu süreci örtmek için tek bir sunni gündem yetmeyecekti. O yüzden idamla başlayarak, BDP’lierin dokunulmazlığı ve bir diziye kızma muhteşem! kamuflajlar olarak önümüze atılmıştır. Sahi İdamla ilgili sözlerden sonra ne oldu, ağzına alan var mı? Zaten H.Çelik 32. Gün Programında “başbakan toplumda oluşan bir hassasiyeti dile getirdi. İdam gündemimizde yok, çalışmamızda yok” diyerek amacın ne olduğunu açıklamıştı. İdam, dizi ve dokunulmazlık tartışmalarıda bu kapsamda.
Ülke resmen savaşa girerken ülkenin başbakanı bırakın bunları dizi tartışın diyor. Bir diziyi ülkeyi soktuğu siyasi yoldan daha tehlikeli gören zihniyet, kitabıda bombadan daha tehlikeli görmüştü zaten..