Dönüşünde ılımlı mesajlar mı verecek, aynı tavrı mı koruyacak tartışmalarının içinde Başbakan gece döndü. Öncelikle işçiyi, çifçiyi, tüm İstanbul'u selamlayarak başlayınca; çifçinin "ananı da al git", işçinin de "800TL iyi para geçinirsiz" şeklinde önceki selamlanmalarını! bir an için unutup herkesi gerçekten kucaklayacağını düşündüm ama...
Karşılamaya gelen topluluk defalarca " yol ver gidelim, Taksim'i ezelim" şeklinde sloganlar atarken Başbakan'ın buna kayıtsız kalması kanımı dondurdu. Ben böyle demokratik bir ülke ve lider bilmiyorum, bilen söylesin. Demokrasi gidilecek düzen için araç olarak görülmüyorsa.
Başbakan konuşmasında faiz lobisinden bahsederek Gezi Park' çıların arkasında bu lobinin olduğunu da ima etti. Garanti Bankası Genel Müdürü "ben de çapulcuyum" demeseydi faiz lobisi dillendirilir miydi gerçekten merak ediyorum. Kızayım derken daha önce Garanti Bankası Genel Müdür' ünün kendisine, "sizinle zengin olduk" dediğini aktararak faiz lobisini kimlerin zengin ettiğini de itiraf etmiş olmadı mı? O halde sorun, benim zengin ettiklerim nasıl bana karşı konuşur düşüncesiyle müdürdü, faiz lobisi değil. Başbakan gelmeden önce bu faiz lobisini ilk dillendiren, daha önceleri Siyaset Meydanı programında neredeyse kriz geçirircesine, " tüm kârlı ve stratejik varlıklarımızı sattınız" diye AKP'ye bağıran Yiğit Bulut' tu.
Başbakan'ın, konuşmasından etkilendiği belli olan Yiğit Bulut, kanal24 ekranındaki konuşmasında bankaları yabancılara sattıktan sonra bir gecede borçlarını silenlerden bahsetmemişti. Ya, sıcak para musluklarını açarak borsada yabancı payının %70 in üzerine çıkmasını sağlayanlar? Bunları eleştirenlerin içe kapanmacılıkla, Türkiye'ye yatırım gelmesini istememekle suçlandığını hatırlatmak gerek burada.
Şimdi faiz lobisinin borsada spekülasyon yapmak istediğini söylüyor Yiğit Bulut' da, Başbakan' da. Ben ekonomiden Başbakan'ın anlattığı kadarı ve şekliyle anlarım.
Borsanın sürekli yükselmesini "istikrarınıza ve demokrasinize olan güven" olarak sunmuştunuz Sayın Başbakan. Bunu da gururla söylüyordunuz her zaman. Yetmiş altı milyon Milletinizin bir kısmını özellikle ustalık döneminizde sık sık aşağılamanız, tehtidkâr konuşmanızla demokrasinize duyulan güven kayboluyor olabilir mi?
Bir ferdini bile ayırd etmeden "milletinin efendisi değil hizmetkârı olduğunu" söyleyen demokrasiyi hazmetmiş bir lider, böylesine ayrımcı, kışkırtıcı, kinci bir üslup kullanmaz, "ne yaparsanız yapın, ben kararımı verdim yaparım" demez de hani.
Karşılamaya gelen topluluk defalarca " yol ver gidelim, Taksim'i ezelim" şeklinde sloganlar atarken Başbakan'ın buna kayıtsız kalması kanımı dondurdu. Ben böyle demokratik bir ülke ve lider bilmiyorum, bilen söylesin. Demokrasi gidilecek düzen için araç olarak görülmüyorsa.
Başbakan konuşmasında faiz lobisinden bahsederek Gezi Park' çıların arkasında bu lobinin olduğunu da ima etti. Garanti Bankası Genel Müdürü "ben de çapulcuyum" demeseydi faiz lobisi dillendirilir miydi gerçekten merak ediyorum. Kızayım derken daha önce Garanti Bankası Genel Müdür' ünün kendisine, "sizinle zengin olduk" dediğini aktararak faiz lobisini kimlerin zengin ettiğini de itiraf etmiş olmadı mı? O halde sorun, benim zengin ettiklerim nasıl bana karşı konuşur düşüncesiyle müdürdü, faiz lobisi değil. Başbakan gelmeden önce bu faiz lobisini ilk dillendiren, daha önceleri Siyaset Meydanı programında neredeyse kriz geçirircesine, " tüm kârlı ve stratejik varlıklarımızı sattınız" diye AKP'ye bağıran Yiğit Bulut' tu.
Başbakan'ın, konuşmasından etkilendiği belli olan Yiğit Bulut, kanal24 ekranındaki konuşmasında bankaları yabancılara sattıktan sonra bir gecede borçlarını silenlerden bahsetmemişti. Ya, sıcak para musluklarını açarak borsada yabancı payının %70 in üzerine çıkmasını sağlayanlar? Bunları eleştirenlerin içe kapanmacılıkla, Türkiye'ye yatırım gelmesini istememekle suçlandığını hatırlatmak gerek burada.
Şimdi faiz lobisinin borsada spekülasyon yapmak istediğini söylüyor Yiğit Bulut' da, Başbakan' da. Ben ekonomiden Başbakan'ın anlattığı kadarı ve şekliyle anlarım.
Borsanın sürekli yükselmesini "istikrarınıza ve demokrasinize olan güven" olarak sunmuştunuz Sayın Başbakan. Bunu da gururla söylüyordunuz her zaman. Yetmiş altı milyon Milletinizin bir kısmını özellikle ustalık döneminizde sık sık aşağılamanız, tehtidkâr konuşmanızla demokrasinize duyulan güven kayboluyor olabilir mi?
Bir ferdini bile ayırd etmeden "milletinin efendisi değil hizmetkârı olduğunu" söyleyen demokrasiyi hazmetmiş bir lider, böylesine ayrımcı, kışkırtıcı, kinci bir üslup kullanmaz, "ne yaparsanız yapın, ben kararımı verdim yaparım" demez de hani.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder