24 Mayıs 2013 Cuma

ODATV-27.5.13-Arınç-Gülen görüşmesinde neler konuşuldu?



Başbakan'ın Suriye konusunda iki saatte Obama tarafından ikna! edildiği ve fikirlerinin yine "gelişerek dönüştüğü" ABD ziyaretine bir de Bülent Arınç'ın Fettullah Gülen ziyareti damgasını vurdu. Özellikle 2011 seçimlerinden sonra cemaat-AKP ayrışmasının konuşulmaktan öte, cemaate yakın basında bunun emareleri açıkça görülüyordu. Başından beri "Şiir gibi" yürütülen ilişkiler neden böyle olmuştu?
Mart 2011 tarihli Stratfor iletisinde Nedim Şener ve Ahmet Şık'ın tutuklanması konulu yazışma aslında cemaat ile AKP arasındaki sorunun ne olduğunu anlayabilmek için yeterince aydınlatıcı. Taraf Gazetesi de bir yıl önce "Şık ve Şener, Cemaat AKP kavgasının kurbanı" başlığıyla yazışmaları yayınlamıştı.
Stratfor Türkiye uzmanı Emre Doğru, Şık ve Şener' in tutuklanmasıyla ilgili Stratfor analisti Friedman' a, “Bence bu adımı atan AKP değil...Erdoğan pragmatik bir adamdır, seçimler öncesinde halkın AKP’ye korkusunu arttıracak ek bir baskı istemez. Dolayısıyla, Gülen hareketi bu gözaltıları gerçekleştirerek AKP’ye baskı yapıyor. Sorulması gereken soru: Niye? Bunu yakın bir zaman önce Austin’e gelen Türk arkadaşımızla tartıştım. Erdoğan üzerindeki baskının azalmasını istiyorsa, Gülencilerin buna karşılık AKP’den 150 vekillik talep ettiğini söylüyor. Bu esasen seçim sonrasına yönelik bir pazarlık.” diye yazıyor.
BEN GÖREVİMİ YAPTIM
2011 seçimlerini Gülen'in AKP'yi ele geçirmek için en büyük fırsatı olarak gören Emre Doğru, "Erdoğan' nın liderliği olmadan AKP'nin oyu bir dahaki seçimlerde azalma eğiliminde olabilir. Gülen hareketi AKP' nin oylarını yükseltecek dolayısıyla hakkını ve belki biraz fazlasını istiyor" diyor. Bu isteğin Balyoz operasyonundan sonra gelmesi düşündürücü bir tesadüf! olsa gerek.
Tuncay Güney' in bir kaç ay önce katıldığı başkanlık sistemini savunduğu Ulusal Kanal'ın bir programında, "ben görevimi yaptım,... Paylaşım savaşı başladı bile" dediği gibi sorunun gücün paylaşımı olduğu Stratfor yazışmalarında da görülüyor.
Hâl böyleyken Arınç' ın Fettullah Gülen ziyaretinde bu konuların konuşulmamış olduğu düşünülemez. Özellikle önümüzde üç seçim ve muhtemel bir referandum varken. Görüşmeyle ilgili Arınç, Başbakan'ın vekili olarak bu ziyareti yaptığını, Başbakan' ın Gülen'in bir emirleri, tavsiyeleri olup olmadığını sormasını istediğini açıkladı.
Tüm bu olanlar yöntem hariç, Türkiye' nin ne kadar diğer İslam ülkelerine benzetildiğini gösteriyor. İşgal ya da ayaklanmalarla ülke içindeki çeşitli grup, cemaat ve aşiretler "bahar, demokrasi getiriyoruz" sloganlarıyla bir araya gelerek rejime karşı savaşıp, rejim yıkıldıktan sonra bu defa "pay" için bir birleriyle savaşmaya başladılar.
Türkiye' de ise bu savaş, siyaset, komplo, hukuk, "emir ve istekler" yoluyla yaşanıyor anlaşılan.

21 Mayıs 2013 Salı

ODATV-23.5.13-Erdoğan ABDyi hayal kırıklığına uğratmayacak

İsrail'le başlatılan tazminat görüşmeleri zincirine dair, tazminatla ilgili kısa bir görüşme yapıldıktan sonra uzun uzun Suriye konusunun konuşulduğunu okuyoruz dış basından. Yani para ve Suriye özelinde bölge görüşülüyormuş. Konuşulan konulara bakıldığında, hayatlarını ortaya koyanların öncelikli amacı olan Gazze ablukasının kaldırılmasından bir hayli uzaklaşıldığı görülüyor. Hayatını kaybedenlerin öncelikleriyle iktidarın öncelikleri ayrışmış.

Bazı AKP vekillerinin gemiye son anda binmekten vazgeçmeleri, Hüseyin Çelik' in olaydan sonra Milliyet röportajında, İsrail'in saldıracağını biliyor muydunuz sorusuna verdiği "Perşembe' nin gelişi Çarşamba'dan bellidir" cevabı Mavi Marmara yolcuları ile iktidarın öncelikleri arasındaki ayrışmanın! baştan beri var olduğunun işaretini vermişti aslında.

"Gölge CIA" diye adlandırılan özel istihbarat şirketi Stratfor' un, Wikileaks' ın yayınladığı Eylül 2011 tarihli belgesinde, Başbakan' ın İsrail ve bölge politikalarına dair bilinenin dışında bir siyasetin ip uçlarına rastlamak mümkün. Kaynak olarak Lübnan' da bir Türk diplomata dayandırılan iletide, "Erdoğan' ın diplomatik seviyeyi düşürmesine ek olarak İsrail'le askeri ilişkileri askıya almasını Suriye' ye karşı benzer bir eylem kararı takip edecektir. İsrail ve ABD adına hareket ettiği Esad bahanelerini kabul etmemek için İsrail'den başlamayı seçti" deniyor.

Sonrası bildiğiniz gibi Suriye'de olaylar patlak vermiş, mülteci akınının başlamasıyla "düşman Esad" siyasetine geçilmişti. Gün geçmiyor ki, İsrail' le yaşanılan krizin kontrollü bir kriz olduğunu düşündüren bilgi, haber ortaya çıkmasın.

Aynı  Stratfor belgesinin başka bir yerinde, "Erdoğan ABD'yi asla hayal kırıklığına uğratmayacaktır. Türkiye İsrail' le ilişkilerini geri dönülmez noktaya ulaştırmak istemiyor. Erdoğan Arapları etkilemek istiyor" ifadesi yer alıyor.  ilk zamanlar etkilenmiş görünen Araplar'ın Suriye politikasında ortaya çıkan gerçeklerden sonra  ne düşündüğünü bilmek için kâhin olmaya gerek yok sanırım.

Rusya ile varılan anlaşma gereği Obama, Cenevre görüşmelerine devam edilmesi için iki saatte ikna(!) ettikten sonra fikir değişikliği yönünde bir soruya, "diktatör savunucu, Esad yalakası" diye kızmadan, "buna bir fikir değişikliği hatta gelişerek dönüşümü diyebilirsiniz" deyivermişti Başbakan' da. Muhalefetin iki yılda başaramadığını İki saatlik görüşme başarmıştı!

Lübnan' daki Türk diplomatın dediği gibi ABD "hayal kırıklığına" uğratılmadı. Vatandaşlarımızın hayatı pahasına Türkiye' nin siyasetinin başka ülkelerin hayal kırıklığı yaşamaması üzerine kurulmasını, bunu da gelişerek dönüşüyoruz şeklinde ifadesinin yorumunu  siz yapın artık.