Baştan söyleyeyim, dershanelerin kapatılmak istenmesinin arkasındaki gerçek, “eğitimde fırsat eşitliği” değildi. Öyle olsaydı tüm özel okulların da kapatılması gerekirdi. Tam tersi, dershanelerin özel okula çevrildikten sonra devlet tarafından desteklenmesi öngörülüyor.
2012’ de hayatını kaybeden Şerafettin Elçi, 2011 yılında Taraf Gazetesi’nde Neşe Düzel’le yaptığı röportajda, Oslo mutabakatını kendisinin de gördüğünü söyleyerek protokolü bizzat MİT’in Kandil’e götürdüğünü söylüyor. Fidan’ın, Kürtlerin kırmızı çizgisi olan anadille eğitimle ilgili PKK’ya, “Nasılsa orası özerk bölge olacak. Öğretmen tayini dahil, eğitim hizmetleri belediyelere, valilere devredilecek” dediğini belirtiyor.
Neşe Düzel, “Öğretmenlerin tayini de dahil olmak üzere...” diye araya girince Elçi, “Evet, her şey özerk bölgelere devredilecek. Vilayet de, belediyeler de bu bölgelerde okullar açabilecek, hangi dili kullanacaklarına onlar karar verecek. Türkiye’de eğitim politikası tamamen değişecek. Milli Eğitim Bakanlığı, Talim Terbiye Dairesi, tevhid-i tedrisat diye bir şey kalmayacak” diyor.
Hangi haklar verilirse PKK savaşmaktan vazgeçer sorusuna Elçi, “Bir, Anayasa’ da Kürtlerin bir halk olarak tanınması. İki, anadille eğitim. Üç, özyönetim. Bunun adı özerklik ya da başka bir şey olur. Biz ayrı bir milletiz ve tanınmak istiyoruz. Biz Türk milletinin bir parçası değiliz. Bunun dışında Kürtler, Öcalan’ın şartlarının ev hapsiyle ya da normal bir cezaevine çıkarılmasıyla düzeltilmesini istiyor.Kürtler, çatışan insanların (PKK) güvenceli bir ortamda dağdan sivil yaşama dönmesini sağlayacak bir genel affın çıkarılmasını istiyor. Bu beş madde meseleyi çözer” şeklinde cevaplıyor.
PKK’nın, “Çekilmeyi durdurduk, Başbakan üzerine düşeni yapmadı” açıklamasıyla apar topar hazırlanan Eylül paketine özel okullarda anadille eğitimin konulması, sonrası dershanelerin kapatılarak özel okula dönüştürme projesinin asıl amacı işte bu.
Eylül paketinin hemen ardından Başbakan, Barzani ile buluştuğu Diyarbakır ziyaretinde, “Dağdakilerin indiğini, cezaevlerinin boşaldığını göreceğiz” dedikten sonra yanlış aksettirildi, ben hayalimi söyledim dese de mesaj gitmesi gereken yerlere gitti.
Ve şimdi kaçırılan çocuklar, karakol yapımlarını protesto amaçlı yapılan eylemler üzerinden Şerafettin Elçi’nin Oslo mutabakatıyla ilgili anlattığı, Başbakanın Diyarbakır’da sözünü ettiği “hayali”, Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi önümüze konuyor. Başbakan’ın, “Kaçırılan çocukları getirin” diye sözde kızdığı BDP tarafı pası alıyor ve “ Adımlar atılsın, yasal güvenceler sağlansın, dağdaki herkes gelsin” diyor. Her ne kadar Başbakan B-C planlarımız var dese de “sürecin” koordinatörü Beşir Atalay, “Daha somut adımlar atılacak” diyor.
Karakollar basılırken dahi bir planı olmayan AKP’nin şimdi olsa olsa C-H planı olabilir. Oslo-PKK-İmralı hattında varılan anlaşma maddelerini kendi adımlarıymış gibi (C)umhurbaşkanlığı uğruna (H)azmettirme planı!
2012’ de hayatını kaybeden Şerafettin Elçi, 2011 yılında Taraf Gazetesi’nde Neşe Düzel’le yaptığı röportajda, Oslo mutabakatını kendisinin de gördüğünü söyleyerek protokolü bizzat MİT’in Kandil’e götürdüğünü söylüyor. Fidan’ın, Kürtlerin kırmızı çizgisi olan anadille eğitimle ilgili PKK’ya, “Nasılsa orası özerk bölge olacak. Öğretmen tayini dahil, eğitim hizmetleri belediyelere, valilere devredilecek” dediğini belirtiyor.
Neşe Düzel, “Öğretmenlerin tayini de dahil olmak üzere...” diye araya girince Elçi, “Evet, her şey özerk bölgelere devredilecek. Vilayet de, belediyeler de bu bölgelerde okullar açabilecek, hangi dili kullanacaklarına onlar karar verecek. Türkiye’de eğitim politikası tamamen değişecek. Milli Eğitim Bakanlığı, Talim Terbiye Dairesi, tevhid-i tedrisat diye bir şey kalmayacak” diyor.
Hangi haklar verilirse PKK savaşmaktan vazgeçer sorusuna Elçi, “Bir, Anayasa’ da Kürtlerin bir halk olarak tanınması. İki, anadille eğitim. Üç, özyönetim. Bunun adı özerklik ya da başka bir şey olur. Biz ayrı bir milletiz ve tanınmak istiyoruz. Biz Türk milletinin bir parçası değiliz. Bunun dışında Kürtler, Öcalan’ın şartlarının ev hapsiyle ya da normal bir cezaevine çıkarılmasıyla düzeltilmesini istiyor.Kürtler, çatışan insanların (PKK) güvenceli bir ortamda dağdan sivil yaşama dönmesini sağlayacak bir genel affın çıkarılmasını istiyor. Bu beş madde meseleyi çözer” şeklinde cevaplıyor.
PKK’nın, “Çekilmeyi durdurduk, Başbakan üzerine düşeni yapmadı” açıklamasıyla apar topar hazırlanan Eylül paketine özel okullarda anadille eğitimin konulması, sonrası dershanelerin kapatılarak özel okula dönüştürme projesinin asıl amacı işte bu.
Eylül paketinin hemen ardından Başbakan, Barzani ile buluştuğu Diyarbakır ziyaretinde, “Dağdakilerin indiğini, cezaevlerinin boşaldığını göreceğiz” dedikten sonra yanlış aksettirildi, ben hayalimi söyledim dese de mesaj gitmesi gereken yerlere gitti.
Ve şimdi kaçırılan çocuklar, karakol yapımlarını protesto amaçlı yapılan eylemler üzerinden Şerafettin Elçi’nin Oslo mutabakatıyla ilgili anlattığı, Başbakanın Diyarbakır’da sözünü ettiği “hayali”, Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi önümüze konuyor. Başbakan’ın, “Kaçırılan çocukları getirin” diye sözde kızdığı BDP tarafı pası alıyor ve “ Adımlar atılsın, yasal güvenceler sağlansın, dağdaki herkes gelsin” diyor. Her ne kadar Başbakan B-C planlarımız var dese de “sürecin” koordinatörü Beşir Atalay, “Daha somut adımlar atılacak” diyor.
Karakollar basılırken dahi bir planı olmayan AKP’nin şimdi olsa olsa C-H planı olabilir. Oslo-PKK-İmralı hattında varılan anlaşma maddelerini kendi adımlarıymış gibi (C)umhurbaşkanlığı uğruna (H)azmettirme planı!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder