18 Eylül 2014 Perşembe

M.G-Taşeronlaşmış vicdanlar

Soma’da 301 işçinin yaşamını yitirdiği madene daha önce olumlu rapor veren 2 müfettiş ve kamu çalışanlarına, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik soruşturma izni vermemiş. Vermez tabi. Çünkü kendilerine bağlı bir kurumun raporunda neredeyse açıkça “İşçi güvenliği ve sağlığını sıfırlayın!” demedikleri kalmış. Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı TTKK( Türkiye Taş Kömürü Kurumu) Genel Müdürlüğü’nün Mart 2011’de hazırladığı sektör raporunda; Maliyetler içindeki en önemli payı isçilik olusturmaktadır.

Önümüzdeki dönemde isgücünün rehabilitasyonu, randımanı artırıcı çalısmalar ve modernizasyon çalısmalarının tamamlanması sonucu üretimin artırılması ve maliyetlerin düsürülmesi hedeflenmektedir denmektedir. Üretimin artırılması ve maliyetlerin düşürülmesi! Düşük maliyet, maksimum üretim ve maksimum kârın, AKP iktidarının bir üretim stratejisi hedefi olduğu resmi raporlara girmiş. Soma Kömürleri de bu stratejiyi uygulamış ve maliyeti 140 dolardan 24 dolara düşürerek siyasetin koyduğu hedefe! ulaşmış. Bu başarının(!) sırrını, hemen hemen tüm madenciler, ne yazık ki yaşanan acıdan sonra uzatılan miktofonlara anlattılar.

Hele biri, “Güvenlik sisteminin tamamı bozuk, paso üretim. Gelsin kömür gitsin kömür” diyerek başka söze gerek bırakmamıştı. Görüntüleri hatırlayın. Açılışında “Son teknoloji, örnek olabileceğimiz mükemmel bir maden” denilen yerin etrafında paslı, eski aletler her bir tarafta dağınık, saçılmış haldeydi. Tam bir harabe görüntüsü. Maden işçilerinin soyunma yerleri ise hangi son teknolojik(!) örneğin ürünü dedirtiyor. Madencilerin eşyalarını koymaları için hazırlanmış, tavana bağlanan zincirler vasıtasıyla elle yukarı aşağı çekilen yüzlerce plastik sepet, kova; 1862 İngiltere, 1907 Amerika madenciliğini hatırlatıyordu adeta. Soma’da tepki gösteren madenciler tokatlandıktan, tekmelendikten sonra “dönemin Başbakanı” TOBB’da yaptığı konuşmada, “Tedbir almak pahalı, maliyetli. Ama görüyoruz ki tedbirsizlik çok daha pahalı, çok daha maliyetli" dedi.

Onca candan sonra dahi, hiç bir siyasi, vicdani sorumluluk hissedilmeden yine maliyet hesabıyla konunun açıklanması zihin ve vicdanların da taşeronlaşmış olduğunu gösteriyor. Mecidiyeköy’deki kule inşaatının 32. katından düşen asansöre yükle birlikte bindirilen 10 işçinin ölümüyle, burada da yeterli denetimlerin yapılmadığının ortaya çıkması, yükselen başka bir sektör olan inşaat sektöründe de işçilerin canı pahasına siyaseten “maliyetlerin düşürülmesi” hedeflenmiş midir diye hepimizin sorması gerekir. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder