Dönemin Başbakanı Erdoğan 2007-Ağustos'da Uğur Dündar'ın sunduğu Arena Programı'nda şöyle diyordu: "Özellikle şu son dönemde çeteler çok ciddi vurgun yedi. Ama kimse kalkıp da emniyet güçlerimizi, güvenlik güçlerimizi tebrik etmiyor. Bunu da emniyet güçlerimiz çıkardı işte. Polisiyle, askeriyle, jandarmasıyla hep beraber elele, bakın bu çeteler çıktı meydana... Bürokraside var, askerimizin içine sızmışlar, emeklisinde var, meclisinde var. Polisimizin içine sızmışlar, emeklisinde var. Siyasetin içine sızmış, emeklisinde var. Hepsinde var. Yargının içine sızmış. Aynı şekilde dışarda emeklisinde var. Bütün bunlarla beraber bu çeteler oluşmuş. Ve bunlar aynı zamanda nerelerde neler yapıyor? Bunları hep meydana çıkardılar. Gördük! Yargı süreci başladı. Eğer biz yere sağlam basarsak, bu çetelerden bu mafyalardan ülkemizi temizler, terör belasından da ülkemizi hep birlikte temizlediğimiz, kurtardığımız anda Türkiye'nin o zaman sıçrama olayı çok daha farklı gelişecek." 2008 Şubat'ta ATV'de, Ergenekon operasyonlarıyla ilgili, siz düğmeye bastınız bu konuda ve sonuna kadar gideceğinizi söylüyorsunuz şeklindeki sözler üzerine, "Bunlar iktidara gelmeden önce zaten hep tespitlerimizdi. Şimdi bunları meydana çıkarmanın gayreti içindeyiz. Sonuna kadar gideceğiz, kim olursa olsun. Ergenekon olayı son operasyonla başlamadı, öncesi var. Ümraniye ile başladı ve devam ediyor. Daha bitmiş değil, bunun daha gerisi var." diyordu. İktidara gelmeden önce tespit etmişler "Ergenekon çetelerini, ETÖ'yü!" 2008 Mart'ında ise yine operasyonlarla ilgili gazetecilere, "Biz parakendecilik yapmıyoruz. Toptancılık yapıyoruz. Ülkemizin hayrına ise biz parti ve hükümet olarak herşeye razıyız. Demokraside özgürlükte, çetede, mafyada daha ileri gidelim, bir adım ileri gidelim diyoruz bunu istiyoruz. Aklıselim olan milletime hatırlatıyorum. Hiçbir dönemde çetelerle mafya ile hükümetlerin böyle bir mücadelesi olmuş mudur? Bunu vatandaşım kendi kenisine sorsun. Şu anda hükümet bu mücadeleyi vermiş . Tabiki bundan rahatsız olanlar var. Mücadelemiz sürecek dedik . Geri adım atacağımızı bekleyenler boşa heveslenmesin." 2008 Temmuz'da, "Savcı millet adına vardır, biz de millet adına hakkı aramanın gayreti içindeyiz. Bu anlamda savcılık ise evet savcıyım." Yıllarca hem havuz hem de cemaat medyasında sabah akşam yargısız infazlar, kişilik katliamları yapılırken Erdoğan da meydan meydan, "Bakın, nasıl da çetelerle, darbecilerle mücadele ediyoruz. Nasıl da dik duruyoruz" diyerek oy topluyordu. Türkiye'nin bağırsakları temizleniyordu. 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonları olunca "iktidara gelmeden önce zaten tespitleri" olan "çeterlerle, darbecilerle" mücadelelerinin kumpas olduğunu anlayıveriyor, "Milli orduya kumpas kuruldu" deyiveriyorlardı bir anda. İyi de, kumpasları yapanları oralara yerleştirenler kimdi? Savcısı, düğmeye basanı kim? AKP'yi çok yakın bilen Fehmi Koru, 2007' deki bir yazısında Ergenekon operasyon kararının 5 Kasım Erdoğan-Bush görüşmesinde alındığını yazmıştı. Üzerinde sonradan oynama yapılan seminer belgelerinin kozmikten çıkarılmasında, hapse girmeden önce Çetin Doğan üstü kapalı olarak Wikileaks belgelerinde Atlantikçi olarak anılan Hilmi Özkök'ü işaret etmişti. Öcalan 2005'te "Orduda bir kesim tasfiye edilecek ama nereye kadar gider belli değil" derken operasyonların olacağını nereden biliyordu? Şemdin sakık nasıl oldu gizli tanık? İşin özü bu kirli ve karanlık operasyonlarda kimse masum değil! "Ben yapmadım o yaptı. Safmışız, kandırıldık" denmesi kimsenin elini temizleyemez, siyasi iradenin birincil sorumluluğunu da yok saydıramaz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder