8 Mayıs 2014 Perşembe

MuhalifGazete-8.5.2014- Mesele istismar değil!

Başbakan Erdoğan 1915 için dokuz dilde “Adil duruş, acıları anlamayı gerektirir. Huzur içinde yatmalarını diliyorum.” şeklinde taziye mesajı yolladıktan sonra, “İstismarın önüne geçmek için bu açıklamayı yaptık” dedi. Ne güzel, kimsenin aklına istismarları bu şekilde engellemek gelmemişti.

AB, “istismar ediyor” diye Kıbrıs Rum kesimiyle KKTC’yi müzakere masasına oturttu, bağımsız devlet olarak tanıdığımız KKTC’den geri adım atarak Annan Planıyla federasyona razı olduk.

Üstelik o dönem Dışişleri Bakanı olarak Gül KKTC’ye, “ Siz evet deyin. Rum hayır derse kapı kapı dolaşacağım KKTC’yi tanıtmak için” demişti. Rum tarafı kabul etmedi; KKTC’yi tanıtmak için kapı kapı dolaşıldı mı bilinmez ama şimdi yeni müzakereler sonucunda yeni bir referandum yolda.

Annan Planının da ötesinde başka hangi tavizler verilecek ki, bu konu da “istismar” edilmekten çıkarılsın?

Kürtleri “İstismar ediyor” diye PKK ile masaya oturdu. Geldiğimiz nokta özerklik!

Barzani de PKK ve Kürtleri istismar ediyordu. Onunla da gurur duydu! Barzani bağımsızlık yolunda...

Ermeni konusunu istismar edenlerin tek dertleri de taziyeydi zaten! Taziyede bulunuldu ya şimdi; istismar ortadan kalkacak, konu kapanacak. Kimse sözde soykırımı kabul edin diye diretmeyecek!

Tazminat, toprak taleplerinden vazgeçilecek hemen. Ermenistan, Güneydoğu Anadolu’ muza Batı Ermenistan demekten vazgeçecek!

Ağrı Dağı’nı devlet armasından çıkaracak! Sözde soykırımı kabul eden ülkeler kararlarından tek tek vazgeçecekler. İstismar edilen konuları önce hazmediyorsunuz, kabul ediyorsunuz, hazmettiriyorsunuz sonra. “Hazmettire hazmettire” istismar ortadan kalkıyor. Bu kadar basit!!

Beyler, mesele istismar değil, mesele açık ve kesin olarak ifade edilen siyasi talepler. Siz hâlâ anlamadınız mı?!

7 Mayıs 2014 Çarşamba

MuhalifGazete-30.4.2014- Sözde soykırımcılar açıklasın!

Her açılımda Osmanlı’yı örnek gösterenler, azınlık hakları konusunda Osmanlı’ nın ne kadar özgür olduğu, o dönem ne kadar rahat bir hayat sürüldüğünü anlatanlar; bu söylemleri, Cumhuriyet döneminin ne kadar kötü ne kadar zalim, ceberrut olduğunu anlatmak için de kullandılar yıllarca. Bu yönüyle AKP’nin Yeni Osmanlı olduğu hep vurgulandı. AKP tarafından açıkça dile getirilmese de içerde ve dışarda bölge politikalarına dönük özellikle tarihsel bağlarla Osmanlı vurguları sık ve güçlüydü.

Sözde Ermeni Soykırımının 100. yılına bir kala Başbakan’dan dokuz dilde taziye sunumu yine Sözde soykırımcılara ve tabi Yeni Osmanlı’ cılara “Yetmez ama evet” dedirtti bir kez daha.

Oysa meselenin 1915 değil çok öncelere dayandığını bilmeyen yok. Temelde sorunun kaybetmeye, yıkılmaya başlayan Osmanlı’dan pay alma meselesi olduğunu kim inkâr edebilir?

Sözde soykırımcılar o dönemki göç politikasını “soykırım” olarak adlandırıyor ancak her savaş, çatışma içinde dramlar barındırır malesef. Bu, tarihte de böyleydi bugün de. Dış destekli PKK terörünün ve çatışmalarının acımasızca yaşandığı 90’larda pek çok köy boşaltılmak zorunda kalmış, geride eli silahlı çatışanlar kalmıştı. Aynısı yine Suriye’de yaşanmıyor mu bugün? Boşaltılarak göç ettirilmek zorunda kalan halkın yaşadığı köyler yine dış destekli silahlandırılmış teröristler tarafından işgal edilmiş ve acımasız bir savaş yaşandığını hepimiz bilmiyor muyuz?

Türkiye’de yaşanan dış destekli terör sebebiyle Türkiye’yi, yine dış destekli yaşanan iç savaş sebebiyle de sadece Suriye’yi suçlamak ne kadar doğru ise, 1915 öncesi yaşananlar sonucu göç politikasının uygulanmak zorunda kalınmasından dolayı Türkiye’yi suçlamak ve bedel ödemesini istemek o kadar doğru!

Sözde soykırımcılar; 1915’ i değil ondan çok önce 1800’lerin sonunda kurulan Taşnaksütun ve Karahaç Ermeni silahlı örgütlerinin neden kurulduğunu, desteklerini, amaç ve faaliyelerini de tartışmalı, açıklamalı. Yeni Osmanlı olacağız derken Osmanlı’nın son döneminin tekraren yaşatılması çalışmalarının BOP kapsamında hız kazandığı bir dönemde taziyenin buna davetiye çıkarmaktan başka bir işe yaramayacağı aşikârdır. Çünkü sözde soykırımın tanınmasını isteyenlerin amacı salt “acıların paylaşılması” değil siyasi bir sonuç doğurmasıdır.

Başbakan’ ın 93’te “Osmanlı benzeri federatif bir sistem olabilir” sözleriyle bugün yaptığı açılımlar, hem PKK hem de Ermeni meselesiyle ilgili olası siyasi taleplere sıcak bakacağı düşüncesini oluşturmuşken üstelik!