AKP’nin “bir adım önde olacağız” prensibiyle başlanan Kıbrıs müzakereleri sonucunda bağımsız olarak tanınan KKTC devletinden geri adım atılmış, iki parçalı federatif bir devleti kabul etmişti Türkiye. Annan Planı gereği yürütülen müzakereler sonucunda yapılan referanduma KKTC’ nin evet demesi için öyle kampanyalar yapılmıştı ki; AB, “KKTC evet dediği için daha fazla cezalandırılmayacak, direk ticaret yapacağız” derken o sıralar Dışişleri Bakanı olan Gül, “Referanduma evet deyin. Siz evet, Rum tarafı hayır derse kapı kapı dolaşacağım sizi tanıtmak için” sözünü bile vermişti.
Nisan 2004’te yapılan referanduma KKTC evet dedi, Rum tarafı hayır. On yıl geçmesine rağmen ne AB direk ticaret sözünü yerine getirerek izolasyonu kaldırdı, ne de Gül kapı kapı dolaştı KKTC’yi tanıtmak için.
Şu sıralar yeni müzakereler yapılıyor ve yeni bir refarandum bekliyor iki tarafı. Zaten Türkiye- KKTC, federasyona “Yes be annem”, Rum tarafı hayır demişken federasyonun ötesinde Rum tarafını memnun etmek için daha kaç adım geri atılacak bilinmez ama İsrail’in derin haber sitesi olarak bilinen Debkafile Sitesi, olacakları daha o zaman, Annan Planı Referandumundan üç ay önce yazmış. 7 Ocak 2004’de Türkiye’ye gelen Esad’la Başbakan Erdoğan’ın görüşmesine 10 Ocak 2004 de özel rapor başlığıyla yer vermiş.
Özel raporun içeriğinde, Erdoğan’ın kapalı kapılar ardında Esad’a, AB'ye katılmak için Kıbrıs'ı bırakma kararı aldıklarını, karşılığında uluslararası entegrasyonu sağlayacaklarını, Suriye'nin de entegrasyon için Golan Tepeleri'ni İsrail'e vermesi gerektiğini ifade ettiği anlatılıyor.
Rapor, Rumlar’ın bu konuda halen kuşkulu olabileceğini ancak Debka kaynaklarının Türkiye'nin, Kıbrıs sorununu hızla çözmek konusunda istekli olduğuna inandığını çünkü Kıbrıs’ın Mayıs’ta AB’ye üye olacağını yazıyor.
Erdoğan, Esad ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün katıldığı 7 Ocak'taki görüşmede Türkiye'nin KKTC'yi desteklemekten vazgeçme konusundaki kararının Aralık ayındaki Milli Güvenlik Kurulu’nda alındığını söylemiş. Debka, kendi kaynaklarına dayanarak Denktaş'ın da başmüzakereci olmasına izin verilmeyecek diyor.(Verilmedi!)
Kıbrıs konusuyla ilgili Türkiye kararlarının Esad’a açıklanma sebebi ise İsrail’e iletilen bilgilendirmede. Suriye'nin Golan'dan vazgeçerek İsrail'e vermesi için örnekleme yapılmış. Aynı görüşmede Erdoğan, “Kıbrıs’tan vazgeçmenin Türkiye’nin bir kısmından vazgeçmek gibi olduğunu” söylerken Gül, “Ancak uluslararası izolasyondan kurtulmak için başka seçeneğimiz yok” diyor. Esad’ın da Golan için bu şekilde düşünmesi teşviki amaçlanarak, “Sen ve Suriye’de izole edilirsin” demeye getiriliyor anlaşılan.
Demek oluyor ki Erdoğan, yılların kırmızı çizgilerini yıkarak “Ver kurtul” siyasetini baştan benimsemiş. Model ortak olacağız ya,“Sen de ver kurtul” demiş Esad’a. “Düşman Esed” dönemine geçildiğinde “Reformlar konusunda ikna etmeye çalıştık, defalarca uyardık” dedikleri reformlardan! biri de bu olsa gerek. Golan’ın İsrail’e bırakılması!
ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın, geçtiğimiz ay Amerikan Ortodoks Kilisesi Ruhban Meclisinde yaptığı konuşmada, “Kıbrıs’ı Erdoğan’la çözeceğiz” demesinin anlamı; 2004, Erdoğan-Esad görüşmesindeki içeriğe dayanıyor olmalı.
Ülke ve bölgede, başka hangi stratejik derinlikli! konular Erdoğan’la bitirildi ya da bitirilmesi planlanlanmakta acaba?!
Nisan 2004’te yapılan referanduma KKTC evet dedi, Rum tarafı hayır. On yıl geçmesine rağmen ne AB direk ticaret sözünü yerine getirerek izolasyonu kaldırdı, ne de Gül kapı kapı dolaştı KKTC’yi tanıtmak için.
Şu sıralar yeni müzakereler yapılıyor ve yeni bir refarandum bekliyor iki tarafı. Zaten Türkiye- KKTC, federasyona “Yes be annem”, Rum tarafı hayır demişken federasyonun ötesinde Rum tarafını memnun etmek için daha kaç adım geri atılacak bilinmez ama İsrail’in derin haber sitesi olarak bilinen Debkafile Sitesi, olacakları daha o zaman, Annan Planı Referandumundan üç ay önce yazmış. 7 Ocak 2004’de Türkiye’ye gelen Esad’la Başbakan Erdoğan’ın görüşmesine 10 Ocak 2004 de özel rapor başlığıyla yer vermiş.
Özel raporun içeriğinde, Erdoğan’ın kapalı kapılar ardında Esad’a, AB'ye katılmak için Kıbrıs'ı bırakma kararı aldıklarını, karşılığında uluslararası entegrasyonu sağlayacaklarını, Suriye'nin de entegrasyon için Golan Tepeleri'ni İsrail'e vermesi gerektiğini ifade ettiği anlatılıyor.
Rapor, Rumlar’ın bu konuda halen kuşkulu olabileceğini ancak Debka kaynaklarının Türkiye'nin, Kıbrıs sorununu hızla çözmek konusunda istekli olduğuna inandığını çünkü Kıbrıs’ın Mayıs’ta AB’ye üye olacağını yazıyor.
Erdoğan, Esad ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün katıldığı 7 Ocak'taki görüşmede Türkiye'nin KKTC'yi desteklemekten vazgeçme konusundaki kararının Aralık ayındaki Milli Güvenlik Kurulu’nda alındığını söylemiş. Debka, kendi kaynaklarına dayanarak Denktaş'ın da başmüzakereci olmasına izin verilmeyecek diyor.(Verilmedi!)
Kıbrıs konusuyla ilgili Türkiye kararlarının Esad’a açıklanma sebebi ise İsrail’e iletilen bilgilendirmede. Suriye'nin Golan'dan vazgeçerek İsrail'e vermesi için örnekleme yapılmış. Aynı görüşmede Erdoğan, “Kıbrıs’tan vazgeçmenin Türkiye’nin bir kısmından vazgeçmek gibi olduğunu” söylerken Gül, “Ancak uluslararası izolasyondan kurtulmak için başka seçeneğimiz yok” diyor. Esad’ın da Golan için bu şekilde düşünmesi teşviki amaçlanarak, “Sen ve Suriye’de izole edilirsin” demeye getiriliyor anlaşılan.
Demek oluyor ki Erdoğan, yılların kırmızı çizgilerini yıkarak “Ver kurtul” siyasetini baştan benimsemiş. Model ortak olacağız ya,“Sen de ver kurtul” demiş Esad’a. “Düşman Esed” dönemine geçildiğinde “Reformlar konusunda ikna etmeye çalıştık, defalarca uyardık” dedikleri reformlardan! biri de bu olsa gerek. Golan’ın İsrail’e bırakılması!
ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın, geçtiğimiz ay Amerikan Ortodoks Kilisesi Ruhban Meclisinde yaptığı konuşmada, “Kıbrıs’ı Erdoğan’la çözeceğiz” demesinin anlamı; 2004, Erdoğan-Esad görüşmesindeki içeriğe dayanıyor olmalı.
Ülke ve bölgede, başka hangi stratejik derinlikli! konular Erdoğan’la bitirildi ya da bitirilmesi planlanlanmakta acaba?!