Barış Yarkadaş, nedenleri ve sonuçlarıyla birlikte Ecevit hükümetinin yıkılışı, AKP'nin iktidara gelişini çok aydınlatıcı bir şekilde değerlendirerek sonrasında Baykal üzerinden CHP’ye kurulan komploya ışık tutmuş.
4 Ocak' taki yazısında şöyle diyor Yarkadaş:
“CHP, bir buçuk milyon müslümanın katledilmesine yol açacak olan Irak'ın işgaline daha ilk günden beri karşı koymuş, tezkerenin meclisten geçmemesi için seferber olmuştur. Bugün İslamı kirli emellerine alet eden ve bunun istismarını yapan kesimlerin CHP'nin bu tavrından ders alması gerekmektedir. CHP, bu tavrıyla, İslam'ın ABD çizmeleri altında kirletilmesine de karşı koymuştur.” dedikten sonra, “CHP ve Baykal, bu tutumun bedelini, türlü saldırılara hedef olarak ödemiştir. CHP'yi bu tutumundan vazgeçirmek için uğraşanlar, ölümcül darbeyi kaset komplosu ile vurmak istemiştir...Kaset komplosunun amacı, CHP'yi parçalamak ve güçten düşürmekti. Neyse ki; bunu yapamadılar ve CHP'yi parçalayamadılar. Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturarak, hem oyunu bozdu, hem de partinin dağılmasının önüne geçti."
Herkesin mutlaka tamamını okuması ve aklında tutması gerektiğini düşündüğüm Barış Yarkadaş’ın yazdıklarına katılarak eksik kalan küçük! parçasını da ben ekleyeyim. Kasım 2009 Wikileaks kriptosunda Büyükelçi Jeffrey, o zamanki CHP Genel Başkanı Deniz Baykal görüşmesinden bahsediyor. Konu Baykal’ın bölge politikalarına yönelik “Amerikan karşıtı” söylemleri. Jeffrey bu konudaki Amerikan rahatsızlıklarından bahsettikten sonra, “ABD karşıtı söylemlerinin ABD, Türkiye ilişkilerine maliyetsiz olmadığını muhalafet liderine hatırlatma gereği hissettik. Telafisiz.” notunu düşüyor. Bu görüşmeden altı ay sonra Baykal’a bilinen o komplo gelişiyor.
Baykal’ın, Müslümanın Müslümana kırdırılması projesi demek olduğu bugün açıkça görülen BOP’a karşı sert söylemleri, projenin eşbaşkanlarını rahatsız edecekti elbette. Nasıl etmesin? 1 Mart tezkeresini AKP canla başla çıkarmaya çalışmış, Baykal ve CHP de canla başla muhalefet ederek Amerikan askerlerinin Türkiye topraklarını bölgeye karşı bir cephe gibi kullanmasını engellemiştir. Baykal ve CHP, yolunda gideceği varsayılan işlere çomak sokuyordu hep. Hatırlayın, Türk ordusunu Irak’ın Kuzeyine göndermeme karşılığında AKP’nin ABD ile yaptığı bir milyar dolarlık anlaşmayı da Baykal ortaya çıkarmıştı.
Gelelim, Kılıçdaroğlu komplo sonucu geldi(getirildi) o koltuğa, dolayısıyla Kılıçdaroğlu da komplonun içinde yalanına! Kılıçdaroğlu komplonun içinde olmuş olsaydı Baykal ile ilişkilerinde küçücük de olsa bir anormallik olması gerekmez miydi? Size kurulan kumpasın içinde olan bir kişiyi destekler miydiniz siz? Baykal, Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlığı’nı ilk destekleyendir. Adaylığını açıklamadan önceki görüşmesinde Kılıçdaroğlu Baykal’ın, “Kemal, partiyi toparlayabilir misin?” diye sorduğunu, “Yardım ederseniz yapabilirim” yanıtını verdiğini, o zaman canlı yayında söylediğini bugün gibi hatırlırıyorum. Sadece bu soru bile kumpasın esas amacının kimin lider olacağı değil, partiyi parçalamak olduğunu daha o zaman göstermiştir.
Baykal, üzerinden partinin yıpratılmasına izin veremezdi; istifa etti. Partinin iç tartışmalara, kaosa gömülerek parçalanmasına izin veremezdi. Dürüstlüğünden kimsenin zerre şüphe duymadığı, AKP’lilerle girdiği tartışmalardan muhataplarını sıkı terleterek başarıyla çıkmış (Kimse de karşısına çıkamadı ondan sonra) ve CHP tabanı tarafından sevilen birini desteklemiş, Kılıçdaroğlu da tüm bu senaryo, saldırılara karşı partiyi bir arada tutmayı başarmıştır.
İşte Baykal ve Kılıçdaroğlu, BOP eşbaşkanlarının hedefi şaşmayan ve en güçlü stratejik silah olan “böl, parçala, yönet” kumpasını bozmuştur. Ülkenin kaderinin üniter yapı mı, “Osmanlıcılık” oyunuyla federasyona mı gideceğinin belirleneceği seçimler yaklaşırken yine aynı çok yönlü oyunlar sahnelenmeye başladı.
Farkında mısınız?
4 Ocak' taki yazısında şöyle diyor Yarkadaş:
“CHP, bir buçuk milyon müslümanın katledilmesine yol açacak olan Irak'ın işgaline daha ilk günden beri karşı koymuş, tezkerenin meclisten geçmemesi için seferber olmuştur. Bugün İslamı kirli emellerine alet eden ve bunun istismarını yapan kesimlerin CHP'nin bu tavrından ders alması gerekmektedir. CHP, bu tavrıyla, İslam'ın ABD çizmeleri altında kirletilmesine de karşı koymuştur.” dedikten sonra, “CHP ve Baykal, bu tutumun bedelini, türlü saldırılara hedef olarak ödemiştir. CHP'yi bu tutumundan vazgeçirmek için uğraşanlar, ölümcül darbeyi kaset komplosu ile vurmak istemiştir...Kaset komplosunun amacı, CHP'yi parçalamak ve güçten düşürmekti. Neyse ki; bunu yapamadılar ve CHP'yi parçalayamadılar. Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturarak, hem oyunu bozdu, hem de partinin dağılmasının önüne geçti."
Herkesin mutlaka tamamını okuması ve aklında tutması gerektiğini düşündüğüm Barış Yarkadaş’ın yazdıklarına katılarak eksik kalan küçük! parçasını da ben ekleyeyim. Kasım 2009 Wikileaks kriptosunda Büyükelçi Jeffrey, o zamanki CHP Genel Başkanı Deniz Baykal görüşmesinden bahsediyor. Konu Baykal’ın bölge politikalarına yönelik “Amerikan karşıtı” söylemleri. Jeffrey bu konudaki Amerikan rahatsızlıklarından bahsettikten sonra, “ABD karşıtı söylemlerinin ABD, Türkiye ilişkilerine maliyetsiz olmadığını muhalafet liderine hatırlatma gereği hissettik. Telafisiz.” notunu düşüyor. Bu görüşmeden altı ay sonra Baykal’a bilinen o komplo gelişiyor.
Baykal’ın, Müslümanın Müslümana kırdırılması projesi demek olduğu bugün açıkça görülen BOP’a karşı sert söylemleri, projenin eşbaşkanlarını rahatsız edecekti elbette. Nasıl etmesin? 1 Mart tezkeresini AKP canla başla çıkarmaya çalışmış, Baykal ve CHP de canla başla muhalefet ederek Amerikan askerlerinin Türkiye topraklarını bölgeye karşı bir cephe gibi kullanmasını engellemiştir. Baykal ve CHP, yolunda gideceği varsayılan işlere çomak sokuyordu hep. Hatırlayın, Türk ordusunu Irak’ın Kuzeyine göndermeme karşılığında AKP’nin ABD ile yaptığı bir milyar dolarlık anlaşmayı da Baykal ortaya çıkarmıştı.
Gelelim, Kılıçdaroğlu komplo sonucu geldi(getirildi) o koltuğa, dolayısıyla Kılıçdaroğlu da komplonun içinde yalanına! Kılıçdaroğlu komplonun içinde olmuş olsaydı Baykal ile ilişkilerinde küçücük de olsa bir anormallik olması gerekmez miydi? Size kurulan kumpasın içinde olan bir kişiyi destekler miydiniz siz? Baykal, Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlığı’nı ilk destekleyendir. Adaylığını açıklamadan önceki görüşmesinde Kılıçdaroğlu Baykal’ın, “Kemal, partiyi toparlayabilir misin?” diye sorduğunu, “Yardım ederseniz yapabilirim” yanıtını verdiğini, o zaman canlı yayında söylediğini bugün gibi hatırlırıyorum. Sadece bu soru bile kumpasın esas amacının kimin lider olacağı değil, partiyi parçalamak olduğunu daha o zaman göstermiştir.
Baykal, üzerinden partinin yıpratılmasına izin veremezdi; istifa etti. Partinin iç tartışmalara, kaosa gömülerek parçalanmasına izin veremezdi. Dürüstlüğünden kimsenin zerre şüphe duymadığı, AKP’lilerle girdiği tartışmalardan muhataplarını sıkı terleterek başarıyla çıkmış (Kimse de karşısına çıkamadı ondan sonra) ve CHP tabanı tarafından sevilen birini desteklemiş, Kılıçdaroğlu da tüm bu senaryo, saldırılara karşı partiyi bir arada tutmayı başarmıştır.
İşte Baykal ve Kılıçdaroğlu, BOP eşbaşkanlarının hedefi şaşmayan ve en güçlü stratejik silah olan “böl, parçala, yönet” kumpasını bozmuştur. Ülkenin kaderinin üniter yapı mı, “Osmanlıcılık” oyunuyla federasyona mı gideceğinin belirleneceği seçimler yaklaşırken yine aynı çok yönlü oyunlar sahnelenmeye başladı.
Farkında mısınız?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder